Balkanlar’da Bir Türk Kasabası: Mamuşa

mamusa-kosova-kosovo

Avrupa’nın en genç ülkesi Kosova’nın, Mamuşa kasabasındayız… Halkının tamamının Türk olduğu bu küçük yerleşim birimine, ‘Avrupa’daki son Türk kasabası’ dememiz mümkün. Bölge, ekonomik krizle boğuşan ülkenin de parlayan bir yıldızı…

Mamuşa, Avrupa’nın en genç ülkesi Kosova’da küçük bir kasaba… Yaklaşık 5 bin kişinin yaşadığı bu küçük kasaba köyden hallice… Zaten çok kısa süre öncesine kadar köy statüsündeydi. Kosova’nın en güzel şehri Prizren’e 15 dakika uzaklıkta bulunan Mamuşa’yı özel kılan ise kasabanın % 98’inin Türk olması.

Mamuşa’ya girdiğiniz andan itibaren Avrupa’da değil de adeta bir Anadolu kasabasında olduğunuz hissine kapılıyorsunuz. Ne kadar zorlarsanız zorlayın bu duygudan kurtulmanız mümkün değil. Nasıl olsun ki? Sokakta herkes Türkçe konuşuyor, her taraf Türk bayrakları ile donatılmış, dükkan isimleri bile Türkçe! Avrupa’da resmi dili Türkçe olan tek belediye Mamuşa. Kasabanın okulunda da eğitim elbette Türkçe.

Mamuşa, Osmanlı döneminde Balkanlar’da bol miktarda bulunan Türk köylerinden biriydi. Tokat yöresinden gelenler tarafından kurulmuş bu köyün adı da II. Mahmut’tan devşirme… Mahmut önce Mahmut Şah oluyor ardından da Mamuşa’ya dönüşüyordu. Ancak Osmanlı’nın Balkanlar’dan çekilmesiyle Türk köyleri teker teker boşal(tıl)maya başlıyordu. Büyük bir kıyım yaşayan Türklerinin bir çoğu da Türkiye’ye göç etti(rildi). İşte Mamuşa Osmanlı tarihinin Balkanlardaki son temsilcisi. Halkının tamamının Türk olduğu bu küçük kasabaya, “Avrupa’daki son Türk kasabası’’ dememiz mümkün!

1999’daki Kosova Savaşı bu bölgeyi kan gölüne çevirmişti. Ancak ilk Kosova Savaşı tarihin en önemli savaşlarından biriydi. Etkisi ise devam ediyor. Murat Hüdavendigar’ın, savaş sonrası muharebe alanını gezerken, şehit edilmesi bizde büyük bir hüzünle anılırken, bu olay ve Sırp Prensinin savaşta ölmesi ‘Sırp milliyetçiliği’nin çıkış noktası olmuştu.

İşte Kosova da bu bağımsızlık rüzgârında yer aldı. Halkının büyük kısmı Arnavut olan Kosova, Arnavutluk’un da desteğiyle ayaklandı. Ama Kosova, Hırvatlardan ve Bosnalılardan daha şanslıydı. Uluslararası kamuoyunda milliyetçi Sırpların acımasızlıkları iyi biliniyordu. Özellikle Srebrenica’da yaşananlardan sonra, NATO Kosova’da çok daha aktif ve kararlı durdu. Bosna’da adeta lanetlenen NATO, Kosova’da ise bir kurtarıcı oldu. Ancak savaş yine de kanlı geçiyordu.

Uluslararası kamuoyunun tepkisini çekmemek için Sırplar, topladıkları Arnavut Kosovalıları trenlere bindirerek ya Arnavutluk’a ya da Makedonya sınırındaki toplama kamplarına gönderiyordu. Tüm Kosova’da tam anlamıyla bir Arnavut avı başlamıştı.

İşte Mamuşa halkı bu zamanda ortaya çıktı ve hala tüm Arnavutların saygı ile andığı büyük bir kahramanlığa imza attı. Sırpların baskısından kaçan 45 bin Arnavut 5 bin kişilik Türk köyüne sığındı. Sırplar 78 gün boyunca Mamuşa’yı abluka altına aldı. Mamuşa halkı, Sırpların Arnavutları bırakmaları yönündeki her türlü baskısına karşı çıktı. Küçücük köy 45 bin Kosova Arnavutunu evlerinde misafir etti. Sırplar, ‘NATO Barış Gücü’nde etkin rolü olan Türkiye’nin tepkisinden çekindiği için bu Türk köyüne müdahale etmiyordu.

Ancak bir sabah Sırp birlikleri Mamuşa’ya girdi. Herkesi köy meydanında topladı. Türkler ve Arnavutlar sonlarının geldiğini düşünüyor ve helalleşiyorladı. Birlikte başlattıkları bu bağımsızlık savaşında gerekirse beraber öleceklerdi. Ancak Sırplar, Arnavutların trenlere bindirilerek Arnavutluk’a gönderileceğini söylediler. Böylece belki de çok büyük bir katliama sebep olacak bir kovalamaca, 45 bin Kosovalı Arnavutun Arnavutluk’a gönderilmesiyle sona erdi. Türkler ise köylerine döndüler.

  Trebinye

Kosova bağımsızlığını kazanır kazanmaz Kosovalı Arnavutlar, Türk kardeşlerinin yaptığı bu kahramanlığa Mamuşa’yı belediye yaparak teşekkür etti. Şu anda Mamuşa, belediyesinin kapısında Kosova ve Türkiye bayrağı dalgalanan bir kasaba.

10 yıl öncesinin köyü, artık Kosova’nın en zengin belediyesi. Türkiye’den birçok belediye ile kardeş belediye olan Mamuşa’ya Türkiye’den adeta yardım yağıyor. Kasabanın okulu Kosova’nın en modern okulu. Okulun yapımına destek olan kurum ise TİKA… Prizren’de eleştirdiğim TİKA, burada başarılı bir iş çıkarmış. Okul gerçekten de güzel.

Kasaba parkının adı ise ‘Ankara Parkı’. Parkı yapan belediye ise Ankara Büyükşehir Belediyesi. Bunun dışında çok belediye kardeş Mamuşa’yı destekliyor. Tüm bu desteklerle de Mamuşa yıllardır Kosova’nın en başarılı belediyesi seçiliyor.

Verimli topraklarında Kosova’nın en ünlü domatesleri yetişiyor. Çalışkan Mamuşa ahalisinin çoğunluğu tarımla uğraşıyor. Bunun dışında araç yağı ve yedek parça dükkânları ise yine Kosova’da çok ünlü. Halkının yarısından fazlasının işsiz olduğu Kosova’nın en hareketli ekonomisi kesinlikle Mamuşa’da. Kosova’nın ekonomik olarak toparlanmasında bu küçük kasabanın çok büyük katkısının olacağı kesin…

Mamuşa, Türkiye’den çok uzak bir Türk kasabası. Anadolu’daki akrabalarından farksız bir yaşam sürüyor. Ancak hedefleri farklı… Yeni kavuştukları bağımsızlıklarının keyfini çıkartmak için tüm Kosova halkının çok çalışması gerektiğini biliyorlar. Geçmişin savaş izlerini silerek yeni ve güçlü Kosova için tüm halklar elele hep birlikte hedefe doğru yürüyorlar. Bizlere de bu kahramanlara sonuna kadar destek olmak düşüyor.

‘Kosova Türkiye’nin desteğini unutmuyor’ 

Mamuşa Belediye Başkanı Arif Bütüç, özellikle Türkiye ile kurduğu başarılı işbirliği ile köyün tüm çehresinin değişmesine sebep oldu. Bütüç, ’’Savaş çok kötü bir şey. Büyük bir yıkım. Ama biz yine de çok şanslı bir nesiliz. Düşünsenize kaç nesil bağımsızlığı göremedi. Biz ise artık bağımsız Kosova’da yaşıyoruz. Savaş sırasında burası kapalı bir köydü. Dünyayla bağlantımız televizyondu. Özellikle uydudan Türk televizyonlarını izliyor ve neler olduğunu anlamaya çalışıyorduk. Bunu yaparken dışarıya ışık sızmasın diye pencereleri kalın battaniyeler ile kapatıyorduk’’ diyerek o zor günleri gözleri dolarak anlatıyordu.

Bütüç, Türkiye’nin desteğinden gurur duyduklarını belirtiyor ve ekliyor: “Kosova’nın gelişmesinde en büyük desteği veren ülke yine Türkiye. Tüm Kosova halkı Türkiye’nin verdiği büyük desteği asla unutmuyor.’’

İz TV için hazırladığımız belgesel çekiminde birlikte olduğumuz Coşkun Aral ise 25 yıl önce daha Yugoslavya döneminde Savaş Ay ve Ardan Zentürk ile geldikleri köyün değişimine hayran kaldı. Coşkun Aral, “Daha o zamanlar bile Mamuşalılar, geleceği görüyorlardı. Bağımsızlığı açıkça söyleyemiyorlardı ama ima ediyorlardı. O gün söylediklerinin neredeyse tamamı gerçekleşti” diyordu.

Vedat Atasoy / Radikal

Yorum Yap