Bosna’yı karışık yaptıran Dayton Antlaşması ‘nın 18. Yıl Dönümü

Bosna Hersek’te 1992 yılında başlayan, yüz binlerce masum sivilin katledildiği savaşı durduran Dayton Antlaşması 18 yıl önce bugün paraf edildi. Savaş durdurması nedeniyle önemli olarak kabul edilen Dayton Antlaşması, silahları susturdu, ancak ülkeyi karışık bir devlet yapısıyla baş başa bıraktı.

dayton-baris-antlasmasiBir zamanlar ‘Avrupa’nın Kudüs’ü olarak adlandırılan, Müslüman’ın, Hristiyan’ın, Musevi’nin birlikte yaşadığı, Bosna Hersek, eski Yugoslavya’nın dağılmasıyla birlikte kendi kaderine karar vermek amacıyla Şubat-Mart 1992’de bağımsızlık için referanduma gitti. Bosnalı Sırplar’ın çoğunun boykot ettiği bu referandumda halk, özgürlüğü yönünde oy kullandı. Halkın bu kararı üzerine Bosna Hersek, 5 Nisan 1992 tarihinde bağımsızlığını ilan etti. 6 Nisan’da ise ABD ve Avrupa ülkeleri Bosna-Hersek’in bağımsızlığını tanıdı.

Bu karara şiddetle karşı çıkan Bosnalı Sırpların liderleri ve eski Yugoslavya’nın, daha sonra Sırbistan’ın devlet başkanlığını yapan Slobodan Miloşeviç, Bosna’ya karşı şiddetli bir kıyıma girişti. Bosna Hersek’te 6 Nisan’da başlayan bu kanlı savaş, 3 yılı aşkın süre devam etti. Savaşın bilançosu çok ağır oldu. Kızılhaç Örgütü’nün verilerine göre, bu savaşta çoğu sivil ve Boşnak olmak üzere 312 bin kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 2 milyon insan, yerini yurdunu terk etmek zorunda kaldı.

Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra en ağır katliamların, sistematik tecavüzlerin, soykırımın yaşandığı Bosna Hersek’teki bu kanlı savaş, 21 Kasım 1995’de ABD’nin Ohio eyaletindeki Dayton Hava Üssü’nde tarafların anlaşmasıyla son buldu. Anlaşma, Amerikalı diplomat Richard Halbrooke’un girişimleriyle Bosna Hersek’in merhum Devlet Başkanı Aliya İzzetbegoviç, Sırbistan Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç ve Hırvatistan Devlet Başkanı Franjo Tudjman tarafından paraf edildi.

Bu anlaşma silahları susturdu, ancak ülkeyi siyasi bir düğümle baş başa bıraktı. Birbirleriyle savaşan 3 etnik yapı, bu anlaşmayla tek bir çatı altında, ülkenin kurucusu olarak görev aldı. Ancak ülkenin 3 kurucu etnik topluluktan oluşması ve kendine özgü siyasi yapılanması, Bosna Hersek’i dünyanın en karışık idaresinin hüküm sürdüğü devletlerden biri haline getirdi.

Karışık idari yapı

Ülke, topraklarının yüzde 49’unu oluşturan Sırp Cumhuriyeti ile yüzde 51’ine sahip Boşnak ve Hırvatlar’ın çoğunluk olduğu Bosna Hersek Federasyonu ve bir küçük özerk bölge (Brçko) olarak yapılandı. Bosna Hersek Federasyonu ise kendi başbakanları, Parlamento başkanları ve bakanları bulunan 10 kanton ile idare edilmeye başlandı. Her birimin siyasi ve ekonomik yapılanması birbirinden farklı hale getirildi.

Bosna Hersek’te bütün parlamentoların, başbakanların ve bakanlıkların en üst düzeydeki yönetimi Boşnak, Sırp ve Hırvat üyeden oluşan Üçlü Cumhurbaşkanlığı Konseyi oluşturuyor. Her 4 yılda bir yapılan seçimlerle bu göreve gelen üyeler, 8’er ay dönüşümlü olarak Konsey Başkanı olarak görev yapıyor.

Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyelerini doğrudan halk seçiyor. Ancak, Boşnak ve Hırvat temsilciyi Federasyon’da yaşayanlar, Sırp temsilciyi de Bosna Sırp Cumhuriyeti’nde yaşayanlar seçiyor. Sırp Cumhuriyeti sınırlarında yaşayan Boşnaklar, Boşnak temsilciye, federasyonda yaşayan Sırplar da Sırp temsilciye oy veremiyor.

Bosna Hersek’te Federasyon, Devlet ve Sırp Cumhuriyeti’nin ve Kantonların kendine özgü hükümeti ve bakanları bulunuyor. Bu kadar çoklu yapıda, hükümetler arasında çoğu zaman yetki kargaşası da yaşanıyor.

Bosna Hersek Parlamentosu ise “Bosna Hersek Milletler Meclisi” ve “Temsilcilikler Meclisi” olmak üzere iki kanattan ibaret. Birinci meclis 5 Boşnak, 5 Sırp ve 5 Hırvat olmak üzere 15 delegeden oluşuyor. Bunlardan 5’i Sırp Cumhuriyeti’nden, 10’u ise Federasyondan seçiliyor. Delegeleri Milletler Meclisi ve Sırp Cumhuriyeti Parlamentosu seçiyor. Milletler Meclisi, daha önce Temsilcilikler Meclisi’nde kabul edilen bir kararı veto etme yetkisine sahip. Bu parlamentonun başkanlığını da Sırp, Hırvat ve Boşnak olmak üzere 3 kişi yürütüyor.

Temsilciler Meclisi ise 42 delegeden oluşuyor. Bu parlamenterlerin 28’i Federasyondan, 14’ü ise Sırp Cumhuriyeti’nden seçiliyor. Bir kararın bu meclisten geçmesi için en az üçte iki çoğunluk gerektiriyor. Ayrıca iki etnik topluluktan delege sayısının yarısının oylamada bulunması gerekiyor. Temsilcilikler Meclisi’nin başında bir Başkan ve iki yardımcısı bulunuyor. Bu üç kişi de yine farklı etnik topluluklardan oluşuyor.

Bosna Hersek’teki bu siyasi yapının en üst noktasında ise Avrupa Birliği tarafından atanan Yüksek Temsilci görev yapıyor. Halen bu görevi Valentin Inzko yürütüyor. Geniş yetkilerle donatılmış Yüksek Temsilci, Cumhurbaşkanı başta olmak üzere bütün idarecileri görevden alma yetkisini bile elinde bulunduruyor.

  Bosna Hersek Cumhurbaşkanı Seçildi

BOSNA SIRP CUMHURİYETİ

Bosna Hersek’te 1990’lı yıllarda yapılan sayımda ülke nüfusunun yüzde 37’sini oluşturan Sırplar, Dayton Antlaşması’yla ülke topraklarının yüzde 49’unda, Sırp Cumhuriyeti’nde egemenliklerini sürdürüyor. Kendi başbakanları, bakanları, parlamentoları, cumhuriyet bayrakları olan Sırplar, Osmanlı’nın bir zamanlar eyalet sancağı olan Banya Luka’yı “başkent” olarak kullanıyor. Bosna Sırp Cumhuriyeti Başkanı Milorad Dodik’in sürekli bağımsılığa gideceği yönünde açıklamaları ülkede ve uluslararası toplumda ciddi rahatsızlık oluşturuyor.

Bosna Hersek’i oluşturan 2 entiteden biri Bosna Sırp Cumhuriyeti’nde bugün, “resmi bayram” olarak kutlanıyor. Bu tarihte resmi kurum ve kuruluşlar çalışmıyor, çeşitli etkinliklerle Dayton’un kendilerine sağladığı bu “imtiyazlı yapı” kutlanıyor.

Bu yapı karar mekanizmasının işleyişini geciktiriyor

Bosna Hersek’in bu yapısı en çok karar alma mekanizmasının işleyişini geciktiriyor. Parlamentodan basit bir karar çıkarma işlemi bile aylar sürüyor, çünkü bir karar alındığı zaman hem Boşnaklar’ın, hem Sırplar’ın hem de Hırvatlar’ın onayı gerekiyor. Bir etnik topluluğun onay vermediği kararın parlamentodan çıkması ise mümkün olmuyor. Bu nedenle birçok AB ülkesi başta olmak üzere Sırbistan’ın dahi kınadığı Srebrenitsa soykırımını Bosna Hersek kınayamıyor. Çünkü bu soykırımın kınanması için ülkedeki Sırplar’ın da onay vermesi gerekiyor.

Kimi zaman 2 ayrı ülke gibi davranan Bosna Sırp Cumhuriyeti ile Bosna Hervet Federasyonu’ndan oluşan ülkede, 3 Başkanlık Konseyi, 13 hükümet, 10 kanton, 16 Parlamento ve 300’e yakın bakanla hızlı işleyen bir karar mekanizmasına sahip olmak imkansız hale geliyor.

Son yıllarda ülkedeki bu karışık siyasi yapının sadeleştirilmesi başta AB ve ABD olmak üzere çeşitli ülkelerce isteniyor. Ancak bu yapının değişmesine Sırplar ve Hırvatlar karşı çıkıyor. Bu yapı değiştiği takdirde ülkede söz haklarının azalacağı kaygısı taşıyan Sırplar ve Hırvatlar, mevcut yapıyla devleti devam ettirmek istiyor. Bu da her geçen gün ülkeyi daha zor bir duruma sokuyor. Bosna Hersek’in NATO ve Avrupa Birliği üyeliğine doğru ilerlemesi ve ekonomik anlamda gelişmesinin önündeki en büyük engel olarak da Dayton Barış Anlaşması görülüyor.

“Dayton Antlaşması Bosna Hersek’i bir engelli devlet haline getirdi”

Tarihe eski Yugoslavyanın son cumhurbaşkanı olarak geçen, Hırvatistan’da ilk Başbakan olan, 2000-2010 yıllarında ise iki dönem üst üste Cumhurbaşkanı olarak görev yapan Styepan Mesiç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Dayton Barış Antlaşması’nın Bosna Hersek’i “bir engelli devlet” haline getirdiğini söyledi.

Bosna Hersek’in şu anki durumunun iyi olmadığını ve Dayton Antlaşması’nın savaşı durduran bir mekanizma olmasıyla pozitif olduğunu anlatan Mesiç, şunları kaydetti:

“Ancak Dayton Antlaşması merkezi bir düzeyde, devlet düzeyinde devlet mekanizmaların kurulmasına yol açmadı. Devletin normal bir şekilde işlemesini engelledi. Ülkeyi bir engelli devlet haline getirdi. Böye bir şey de Dayton Barış Antlaşması’nı esas amacı değildi. Böylesi bir durumdan çıkılması ayrı bir meseledir. Üç milletin temsilcileri devletin normal bir şekilde işlemesi için mekanizmalara ulaşmalı ya da ‘yeni bir Dayton’a gidilmeli. Bu da uluslararası toplumun müdahalesi ve ülkenin Avrupa Birliği’ne katılmasıyla mümkün olabilir.”

Uluslararası toplumun Bosna Hersek’i halen tanımamaya çalışan ve devleti zedeleyen iç siyasi faktörlerini siyasi hayattan çıkartması gerektiğini ifade eden Mesiç, Bosna Hersek’in bir entitesi olan Bosna Sırp Cumhuriyeti Başkanı Milorad Dodik’in önceki gün Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da “Bosna’nın parçalanacağı” yönündeki sözlerini kınadı.

Mesiç, “İşte böyle tutumlar Bosna Hersek’i yıkmaya yöneliktir. Ülkeyi ya da ülkenin bir kısmını başka bir ülke, komşu bir ülkeye dahil olmasını amaçlıyor. Bu yüzden Bosna Hersek’ini kendi devleti olarak görmeyen tüm siyasi faktörler, siyasetten men edilmeli, uzak tutulmalıdır. Merkezi devlet mekanizmaları en tepede hukuki anlamda çözülmelidir” ifadelerini kullandı.

Mesiç, Hırvatistan Cumhurbaşkanı olarak görev yaptığı sırada, ayrılıkçı söylemleriyle tanınan Bosnalı Sırp lider Milorad Dodik’e hitaben, “ayrılmaya kalkarsanız orduyu devreye sokarım” şeklindeki sözleriyle de ciddi tepki vermişti.

Kaynak: Haberler.com ve AA

Yorum Yap

Ayrıca Bakınız

Türkiye’nin Avrupa kapısı Bosna Hersek

Bosna Hersek dış politikasının en önemli hedefi ve amacı Avrupa – Atlantik entegrasyonudur. Avrupa’nın ortasında …