Don’t Forget 93′ – Bosna Gezimiz

Bosna Gezimiz – Birinci bölüm

5 günlük dolu dolu Bosna gezimizden dönmüş bulunmaktayız. Ben de henüz her şey tazeyken size gezimizden bahsetmek istedim.

Gezi yazılarını part part yazıp uzatmayı sevmiyorum aslında. Fakat bu gezi biraz özel olduğu için uzun tutacağım. Şimdiden uyarımı yapayım 🙂

Bosna benim için çocukluğumun ilk acı hatırası demek. 95’in AGD’si yani o zamanların MGV’si Bosna ajandası bastırmış, o ajanda da tabii ki bizim evimize gelmişti. O zamanlar küçük bir çocuktum ve gördüğüm fotoğraflar beni dehşete düşürmüştü. Belleğimde ki ilk savaş fotoğrafları daha doğrusu katliam fotoğrafları onlardır.

DSC_0220 (1)

Sonrasında Bosna’yı Aliya’yla sevdim. Aliya’yla tanışmam üniversite yıllarına kalmış olsa da ondan çok şey öğrendim. Bence her müslümanın ondan öğrenecek çok şeyi var. Allah, Aliya gibilerin sayısını artırsın, amin.

Bosna gezimizin güzel geçeceğini elbette biliyordum ama tahminlerimden daha iyi geçtiğini söylemeliyim.

Geziye arkadaşlarımızla gittik. Kalabalık gitmek -çok kişi olmamak kaydıyla- daha eğlenceli oldu. Hem maddi açıdan külfet azalttı hemde hareket özgürlüğümüz arttı.

Turla gitmedik. Turla gitmeyi eşim çok sevmiyor. Açıkcası artık bende turdansa özgür takılmayı daha keyifli buluyorum 🙂 Turla gitmemenin bir eksisini yaşamadık. Belki Bosna’yla alakalı daha güncel bilgiler verebilirdi ama zaten boşnak kardeşlerle sohbet ederek, ortamı soluyarak bir çok şey hakkında fikrimiz oldu.

Genel olarak teknik konularla eşler ilgilendiğinden biz çok rahattık. Artık zaman çok değişti, teknoloji sayesinde her şey daha kolay,rahat. Tripadvisor, booking.com gibi sitelerden önceden rezervasyon yaptırabilirsiniz. Yine havaalanından araba kiraladık. Rahat rahat her yere girip çıktık. Tablete navigasyon olsun diye, gps map indirdik. Alın size mis gibi tur :)Derdinizi anlatabilecek kadar ingilizce ki gerçekten çok olmasına gerek yok, iyi harita kullanabilme sizi çok güzel idare eder. Nitekim bizi de idare etti 🙂 Gitmeden önce otellerimizi de eşler ayarlamışlardı, gittiğimizde herkes bizi bekliyordu. Otellerimiz zaten ayrı keyifliydi.

Tabi turla gitmediğinizde size çok iş düşüyor.Bol bol okuyup bilgi edinmeden gidemiyorsunuz. Açıkcası ben bunu daha çok seviyorum. Kendim araştırıp, öğrenmek, keşfetmek ve yerinde görüp anlamak ayrı keyif veriyor.

Bizim rehberimiz Talha Uğurluel ‘di 🙂 Yani gitmeden tablete Talha Uğurluel’in videolarını indirdik. Tabi gezi rehberi de edindik. Çeşitli belgeseller de izledik gitmeden. En güzeli yapımında pek kıymetli kimselerin bulunduğu “Aliya” belgeseliydi. Daha önce neden izlemedim diye çok hayıflandım.

İlk günün yarısı yolda geçti. Bosna’ya gitmenin en güzel yanlarından birtanesi de vize derdi olmaması. !4.30 gibi Sarajevo airporttaydık. Küçücük bir havaalanı, görünce pek şaşırdım. Bizim terminallerden küçük :)Uzun bir girizgahtan sonra gezimize başlayabilirim:)

Planımız Travnik- Mostar- Saraybosna şeklinde olduğundan, kısa bir şehir turunun ardından Travnik’e doğru yola çıktık.

İlk olarak Saray bosna’daki Fatih camiinde namazlarımızı kıldık. Fatih Sultan Mehmet’in hususi gelip namaz kılıp atını sulayıp abdest aldığı camii. Bosna’nın fethinden çok önce İsa paşa tarafından yapılan camii.

Bosna’nın her yerinde camiiler var. Çoğunun tarihi eski. Bu kadar çok camii göreceğimizi tahmin etmiyordum.

Ardından Başçarşı’ya uğrayıp Cevapcici yedik. Cevapcici bildiğimiz inegöl köfte:) Yanında bazlama gibi bir pide ekmekle geliyor.

  Bosna Hersek Heyetinden İzto'ya Ziyaret

DSC_0058 - Kopya

Karnımızı doyurup Travnik yolu üzerinde ki Ahmiçi köyüne uğradık.Bosna’nın her yerinde ayrı bir trajedi, zulüm var. Ahmiçi’de 116 kişi sabah namazıyla öğle namazı arası şehit etmişler. Güler yüzlü imamın anlattığına göre camiden çıkanı vurmuşlar. Boşnaklarla senelerdir komşu olan hırvatlar sırplarla iş birliği yaptığı bir yer ahmiçi. Cami yıkılmış, tam bir vahşet yaşanmış. Yeniden onarıldığında bahçesine şehitlerin isimlerinin yazıldığı bir anıt dikilmiş. Dualarımızı edip, imamla selamlaşıp Vitez’de bulunan otelimize geçtik. Zaten gün bitmişti. Vitez bildiğimiz köy:) Akşam namazını vitez camiide kıldık. Küçücük yerde bile cemaatin fazlalığı çok hoştu. Çıkışta boşnak amcalarla biraz sohbette ettik. Ardından şirin mi şirin doğayla başbaşa otelimize geçtik.

Burayı eşim tesadüfen bulmuş. Yabancı turistlerin pek gittiği bir yer değilmiş, internette filan çok yokmuş, zaten sezonu da değildi. Daha çok tatil köyü şeklinde tasarlanmış ama nasıl huzurlu bir yerdi. Hepimiz bayıldık. Kesinlikle tavsiye ederim.

Ertesi gün şirin otelimizdeki güzel kahvaltımızdan sonra yola çıktık. Bosna’dada her Avrupa şehrinde olduğu gibi kahvaltı anlayışı pek yok. Fakat yine de karnımızı doyurabilecek bir şeyler bulabildik 🙂

DSC_0191

Travnik, küçük bir belde. Fakat Osmanlı’nın izlerini çok hissettiğiniz bir yer. Tarihi Travnik kalesi, Alaca camii, Elçi ibrahim paşa medresesi, Göksu nehri’yle buram buram Osmanlı kokuyor.

Travnik kalesinin tepesine çıkınca görülen manzara enfes. Çoğu yerde olduğu gibi burada da kiliselerle camiler koyun koyuna. Küçük bir yer olmasına rağmen hayli cami vardı. Camiler bizdeki gibi büyük değil daha çok mescid gibi küçükler ama minarelere bakılınca çok büyük camilermiş hissini veriyorlar.

Travnik ve çevresinde müslüman azmış. 93 öncesinde daha çokmuş ama artık yüzde onlarda seyrediyormuş.

Bu bilgide travnik kalesinin yanında handmade magnetler satan boşnak bir abiden…

Elçi ibrahim paşa medresesi yine Osmanlı’dan kalma.. Ama en güzel yanı, hala medrese olarak kullanılmaya devam edilmesi. Bosna’nın bir çok yerinde bu var ve en güzeli de bu. Osmanlı’ya Fatih’e karşı hala derin muhabbet besliyorlar ve genel olarak her şeyi aslında uygun olarak yaşatmaya çalışıyorlar.

DSC_0277

Böyle olduğu için sanırım her şey çok samimi ve içten, maneviyatı yüksek geliyor insana.

Gerçi savaştan sonra bir çok şey zarar görmüş ama aslına uygun yapılmaya çalışılmış.

Göksu’ya varınca Fatih, orayı çok sevmiş. Atını sulamış, abdestini alıp kenarında namaz kılmış. Sonrasında Travnik değerlensin istemiş.Göksu nehri gürül gürül… Bosna’nın her yerinden su fışkırıyor mübarek. Avrupa’nın en yüksek debili nehiri olan Buna nehri de burda. Sular bulduğu delikten fışkırıyor sanki.

Şimdi Göksu’nun yanında restaurant ve kafe var. Latifa’nın kahvası’nda bir boşnak kahve molası verdik tabi.

Alaca camii yada renkli camii.. Hakikaten tavanları rengarenkti 🙂 Bosna’da iç süsleme olarak bizim camilerden farklı camiler.Taş süslemelerdense boyama desenler ön planda.

Çok değişik değil mi? 🙂

DSC_0316

Alaca Cami’den sonra travnik şehir müzesine girdik ama pek birşey yoktu, nobel ödüllü sırp asıllı yazarlarının kitaplarından satıyorlardı girişte 🙂

Travnik turumuz böylece tamamlanmış oldu, bizde Mostar’a doğru yola koyulduk.

Mostar yeni bir post olsun o halde…

Herkese keyifli geziler şimdiden.

Kaynak: http://meldenotlar.blogspot.com

Yorum Yap

Ayrıca Bakınız

‘Gizemli’ Bosna Piramitleri’ne turist akını

“Bosnalı İndiana Jones” olarak da bilinen arkeolog Semir Osmanagic’in ortaya attığı ancak varlığı konusundaki tartışmaların …