Poçitel

İlla Bosna…

Genel Meclisi ve İl Özel İdare heyetiyle Balkanların bir bölümünde gezi ve incelemelerde bulunduk.

Yolculuk ve organizasyon 5 yıldızlıydı. Tanıdık, bildik aksaklıklar… Can sıkıntıları hatırlanmayacak kadar azdı.

Akşam üzeri Karadağ’ın BUDVA şehrindeydik. Kendimizi turist sayabiliriz. Surların içindeki bu tarihi şehri ‘’iyi korumuşlar’’ abi… “Biz de tarihimize kültürümüze daha çok önem vermeliyiz” diye söylenebilme hakkınızı kullanabilirsiniz.

BUDVA tarihi şehrini, onarıp düzenleyip yalnızlığa dokunulmazlığa terk etmemişler… Şehir tarihi ama BUDVA da ‘’bu gün de’’ yaşam var. Biraz renkli… Biraz sezona gözlerini yeni kırpıyor…

Turizm demek ‘’paraya çalışmak’’ ya da “parası olana” çalışmaktır. Sveti Stefan adasını gördüğümüzde çok paranız varsa bugün olmasa da (kapalı çünkü) yakın gelecekte Sveti Stefan Adası’nda tarihte burada yaşamış ‘’fakir balıkçı köylülerin’’ ruhuna, çağımız ‘’zengin’’ tatilci olabilirsiniz.

Kotor… Bir akşam vakti uğramadıysanız programınız çok sıkışık ve mideniz açlıktan kırmızı alarm vermiyorsa… Ve de domuz yağı olmayan bir sandviç aramak zorunda değilseniz… Tarih ve denizin uyumu sizi rahatlatacaktır.

Hırvatistan’a uğradığınızda ‘’DUBROVNİK’’ de konaklayabilirsiniz. Eski surlarla çevrili DUBROVNİK’i dolaşabilirsiniz… Çok açılmak istemezseniz tarihi kentte ‘’maden suyu’’ …’’mineral water’’ eşliğinde kalite bir ‘’caz’’ müziği size iyi gelebilir.

DUBROVNİK bile olsa ibadetimi unutamam(!) diyorsanız… Namazınızı kılabileceğiniz bir mescit de şehirde mevcut.

Bu arada Adriyatik Denizi’ne teninizi değirebilir… Teknede ‘’Türk Balığı’’ kadar lezzetli olmasa da ızgara balık yiyebilirsiniz.

VE İLLA DA BOSNA …!

Aliya İzzetbegoviç’in Saraybosna Başçarşı yakınlarındaki kabri…
Aliya İzzetbegoviç’in Saraybosna Başçarşı yakınlarındaki kabri…

Bosna başka…Bosna biraz Kütahya biraz Bursa biraz İstanbul… yani neredeyse Bosna-Biz..!

Bir Osmanlı Köyü ile Bismillah diyorsunuz Bosna ya… Poçiteli…

Turistik hava Hırvatistan ve Karadağ’daki iklimi terk ediyor Bosna’da…

İşte Ecdat yadigarı Şişman İbrahim Paşa Cami…

Selam sana, rahmet sana, ey OSMANLI…Bizim turist gittiğimiz yere ‘’Fetih’’ olarak ulaşmışsın ve bizlere ‘’Hatırla Ecdadı’’ eserleri bırakmışsın…

Bosna da Müslümanım demenin bedeli çok ağır… Mostar’da kurşun izleri hala binalarda… Mostar Köprü’sü, Mostar Çarşısı, bizim çarşılar buralar…

Savaş… Binlerce ölü , binlerce yaralı, binlerce tecavüz, binlerce çocuk katli.. Hepsi ‘’BOSNA’’ Müslüman diye…!

  Adalet Bakanı Ergin, Bosna Hersek'te

Sırplar ve Hırvatların Bosnalıya yaptığını ‘’hayvanlar yapmaz’’ desek… hayvana billahi hakaret olur…

Mostar’da camiler… Haykırıyor adeta “Burası bir Osmanlı şehridir” diye… “Koski Mehmet Paşa Camisi, Mostar Köprüsü ve Mostar Çarşısı…”

Savaşın izleri keskin… Ahmici Köyü’ne uğruyoruz. Kurtuluş Savaşı döneminde Tavşanlı’nın Derbent Köyü’nde Yunan, köylüleri camiye doldurup yakıyor. Aynısını Ahmici Köyü’nde de Hırvatlar yapıyor. Köy camisine kadın ve çocuklar da dahil… 116 Boşnağı doldurup kapıyı üzerlerinden kilitleyip camiyi ateşe veriyor… 116 kişi yanarak can veriyor…

Gariplik bitmez… Akrabalarını yakan Hırvatlarla o köydeki Boşnakların arasında 15 metrelik yol var. Yani Boşnaklar katilleriyle yan yana yaşamak zorunda…!

Saraybosna Müslümanlığın bedelini en ağır ödeyen şehir…. Bilge Kral Aliya İzzet Begoviç’in kenti…

Havaalanına açtıkları 700 metrelik tüneli gezdik. Binalarda kurşun izi… Bosna Milli Kütüphanesi yakılmış… 2000 eser kül olmuş…

Televizyonda yakılma görüntülerini seyrettiğimiz yerler… Buruk duygular…!

Aliya İzzet Begovic’in kabri ve şehitlik… Büyük Aliya…! Sade bir mezar istemiş. Kabrim ‘’AY YILDIZA’’ benzesin diye vasiyet etmiş… Mezarı ay yıldızı andıran şekilde anıtlaştırılmış…

Aliya Bosna’nın İMANI… Aliya zulmün karşısındaki İbrahim… Aliya Avrupalı Firavunsu düşüncelerin karşıtı Musa… Aliya büyük Lider… Onun cenazesinde gökler ağlamıştı…!

Evet… Saraybosna da ‘’Baş Çarşı…’’ Takılar, eşyalar hepsi ANADOLU… Boşnak böreği harika. Boşnaklar biraz sessiz, biraz köklerini arar, Biraz şaşkın ama Boşnak rehber Muyaga Hadzispahic’in dediği gibi “uyanmış” durumdadır…

Travnik’te Elçi İbrahim Paşa Medresesi hala açık halde eğitimde… Travnik’te suyun kenarında çayınızı yudumlarken… İster ecdadı hatırlayın, ister bu günkü biz ve Bosna’nın hallerini hatırlayın ve çay bazen boğazınıza düğümlensin…

Travnik’te Süleymaniye Camisinde Tahiyyat-ül Mescit namazını kıldıktan sonra Osmanlı’ya dua etmeden nasıl geçebilirsiniz? (!)

Osmanlı balkanlardan çekildikten sonra Boşnakların yıllarca ‘’Türkler’’ geri gelecek diye beklediklerini anlatırken Rehber Muyaga, gözleriniz ister onurdan, ister mahcubiyetten, ister kökleriyle tanışmaktan biraz nemlenirse zorlamayın kendinizi..!

Bosna’ya gittik. Meğer Bosna biz, biz de Bosna’ymışız… Teyit ettik… Geldik…

Köklerde Kalın…

 

Yazar: Ramazan Aydemir

 

Yorum Yap

Ayrıca Bakınız

Çelikler: “Bosna İşi Terim’in Pr Çalışması”

Serdar Ali Çelikler, Fatih Terim-Bosna Hersel görüşmesinin bir kurgu olduğunu iddia etti.